Hakkımda

Fotoğrafım
Gülüyorum,ağlamamak için; aslında ağlamayıda beceremezdim. Gülmeyi de beceremiyorum ya,sadece kafamın içinde gülebiliyorum, oradada kahkahalarım gözyaşlarımdan bile daha acı...

26 Mart 2026 Perşembe

Hayaller, hayatlar

 80' lerde doğup, 90' lar ergeni  olarak büyüyen ben, bugünler için daha farklı şeyler hayal ediyordum. Yani en basit olarak trafik derdimiz olmamalıydı. Ben uçan ayakkabı istiyordum ama uçan kaykay da olurdu.  Ama gel gör ki en ufak bir ilerleme yok. Ölmeden uçan ayakkabı giymek hala en büyük hayalim...

O zamanlar çok masum ve güzeldi her şey . Tamam o zaman da vardı kötülükler, her zamanda olacak ama bu kadar aleni olup, bu kadar cezasız olması gerileme ötesi bir şey. En azından biz sokaklarda oynayabiliyorduk. Hava kararmadan eve dönmek şartıyla. Evet dönmemişliğim de çoktu, en fazla terlik yiyorduk. Bir de bol anne çenesi çekiyorduk ki bir çoğumuz bunun yerine terlik yemeği tercih eder.

Biz insanlık olarak ileriye gidiyoruz belki duygular olarak çok gerideyiz.  Gelişen teknoloji, makineleşme sanırım bizlerin en çok kalplerinde  makineleşme yarattı. Vicdanlar çöp oldu. 

Sokaklar güzeldi, bir sürü Park bahçe vardı. Hayvanlar özgürce dolanıyordu. Şimdilerde ağaçlarımıza, nefesimize kıyıyorlar, parklarımız otopark oluyor , hayvanlarımız sokaklardan toplanıyor, şiddet ve ölüm dolu yaşıyoruz. Ve bunlara sesimizi sadece sosyal medya da cikarabiliyoruz. Çünkü konuşmak tehlikeli , yazmak da tehlikeli. Düşüncelerimiz hep tehlikeli ama yapılan tüm kötülükler çok legal. Nasıl bu hale geldik, biz büyürken neler oldu anlayamıyorum çoğu zaman. Hani güzel günler gelecekti, nereye gitti o günler? Güzellik ile kötülük ne zaman eş değer oldu ve ben ne ara bunları kaçırdım..

Umudum var mı bilmiyorum arada git gel yaşıyorum. Hala kalan bir kaç iyi yüreğe tutunuyorum.  Haberleri daha az izliyorum. Zaten bir çoğu şartlara göre uyduruluyor. Sanırım hepimiz çok uydurma hayatlar yaşıyoruz. Kendi adıma vicdanımı koruyorum yapacak başka neyim var bilmiyorum. Bir de bol bol dua ediyorum, herkes vicdani kadar iyi bir hayat yaşasın diye.  Ve geleceğe daha da büyük bir korku ile bakıyorum... 

Allah yardımcınız olsun vicdanlı dostlar!


11 Mart 2026 Çarşamba

 Bugün hava mis gibi. Güneş yerinde ama yakmıyor. Penceremden hafif rüzgar esiyor, kuş sesleri geliyor. Malum ayın kedi miyavlamalari da geliyor. İnsan sesi yok. Yatağımda yanımda uzanan kedilerim ve köpeğim.. sanırım şuan benden iyisi yok.  Bahar insanı her anlamda güzelleştiriyor. Keşke hep bahar olsa.. Hayatlarımız da bahar gibi geçse..

Bugün güzel, izinliyim. 

25 Şubat 2026 Çarşamba

Zombi teorisi

 Gündüzün karanlığından, gecenin karanlığına çalışıyoruz. Bir çoğumuz sevmediğimiz işlerde çalışıyoruz ve buna hayat diyoruz. Uzun saatler, manipülasyon dolu saatler, yalan vaatler, kötü niyetli arkadaşlar , egolu patronlar ve daha bir çok kötü şey için, ömrümüzün çoğunu veriyoruz. Ve çoğumuz geçinemiyoruz. Sözde yaşıyoruz. Aslında buna modern kölelik diyebiliriz. Hatta demeliyiz. Çünkü kimse mutlu değil ve hep bir zorunluluk içinde.  Ailemizi göremiyoruz , görecek zaman bulsak halimiz olmuyor. Hayat bizi hiç yaşatmıyor. Zengin olma hayalimiz yok, çünkü kimse çalışarak para kazanamıyor. Günü geçirmek için yaşıyoruz işte kısaca. Geleceğimizi çaldılar, hayallerimizi çaldılar. Umudumuzu da çaldılar. Ruhumuzu çaldılar. Hepimiz birer yaşayan ölüleriz... Belki de zombi teorisi budur, kim değil diyebilir ki! 

6 Şubat 2026 Cuma

6 şubat 2026

3 sene önce bugün, küçük kıyametten saatler önce dönmüştüm yolculuğumdan. Sancılı bir süreçteydim. Yemek yiyemiyor, uyku uyuyamıyor, nefes almakta zorlanıyordum. Ama o sabah İstanbul' a döndüğümde çok iyiydim. Saatler sonra bitecek bir süreç olsa da iyiydim.

İyi olmak için yola çıkmıştım. İşsiz kalmış, üstünden bir hafta sonra çocuklarımdan (kedi) birini kaybetmiş, beş gün sonra da sevgilimden ayrılmıştım. Günlerce ağlamanın üstüne, karşı komşumla Adana' ya bilet almış, otobüsle yola koyulmuştuk. Uzun saatler süren gece yolculuğunda bol bol dua etmiştim. Duanın insanı rahatlatan bir yanı var, hangi dilde olursa olsun, gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin dua etmek insana iyi terapi oluyor. Biliyorum bu süreç geçecekti, bir süre sabretmem gerekiyordu. Kaybettiklerimiz adına, belli bir yas süresinin olması gerektiğine inanırım. Zaten istesem de , istemesem de üzülecektim. Sadece süreci uzatmak insanın kendisine yapacağı en büyük günahlardan biridir benim için.

Uykusuzluk ve yol yorgunu olmamıza rağmen , hemen Yılanlı Kaleye çıktık. Şansımıza hava çok güzeldi, güneş tepedeydi, biz de tepedeydik. Tırmanmak baya zordu. Ama kalenin tepesinde, o manzaraya bakarken, iyi ki dedirtmişti..

Sonrası için Tarsus' a ilerledik. Şahmaran Hamamı'na gittik, Danyal Peygamberi ziyaret ettik. Orada ne kadar çok ağladım, o kadar çok dua ettim ki,  kelimelerle anlatmam mümkün değil. O gece herkes gitti, ben bir gün daha kalmaya karar verdim. Hayatımda ilk defa hiç tanımadığım bir yerde, bilmediğim otelde tek başıma kaldım. Gece yatarken kapıma sandalye dayamıştım. İnsana güvenimiz günden güne tükenirken, yine de yalnız bir şeyler yapmaktan hoşlanıyordum.. Ertesi sabah yani 4 şubat 2023 günü, tek başıma bütün Tarsus' u gezdim. Eski kiliseler, kuyular, mağaralar, tarihi neresi varsa gezdim. O gün işsizlik maaşımda yatmıştı ve oradan Adana' ya geri dönüp, bir gün daha mı kalsam yoksa başka bir şehir tercih etsem arasında git gel yaşıyordum. O sırada bir arkadaşım aradı ve bana dön, yardımın lazım dedi. Dolu dolu iki gün geçirmiş, bir sürü tarihi yer görmüştüm, aslında dönebilirdim. Ama hazır param da varken, yeni yerler görebilirdim de. Bir süre sonra otogara gidip, bilet almaya karar vermiştim ve zar zor bir yerden bulmuştum. Evet içimde eksik kalan şeyler vardı, belki başka yerleri gezseydim daha güzel olabilirdi ama içimden bir his dön dedi. Otogarda beklemem gerekiyordu, ben de oturup yazı yazdım, kitap okudum ve otobüs saatine kadar oyalandım. Yolda olmak, yolculuk yapmak, bana hep çok iyi gelmiştir. Eskiden beri her kötü zamanlarda, kaçarak kendimi toparladığım çok olmuştur. Artık şartlar ve evdeki hayvan sayısı fazla olduğundan çok şansım olmasa da hayali bile güzel geliyor. 

Daha iyiydim ve eve doğru yolculuktaydım. Uzun yolculuğun sonunda, 5 Şubat 2023 saat sabah 7 de evde olmuştum. Sonunda kendimi iyi hissediyordum, en azından evde nefes alabilmeye başlamıştım.

Ama her şey yine tepe taklak olmuştu. Ertesi sabaha karşı her şey değişti, 6 şubat 2023 depremi, herkesi mahvetti. Haberlerden başımızı kaldıramıyor, o görüntüleri gördükçe hüngür hüngür ağlıyorduk. Her şey çok kötüydü, bir sürü insan, bir sürü ihmalden ölmüştü. Günlerce kurtulanları bekliyorduk, insanlar yardımlara koşuyordu. Tam bir felaketti her yer, kaç il, kaç ilçe, kaç mahalle, kaç sokak, kaç insan, kaç hayvan... Sayısını asla bilemeyeceğimiz bir sürü kayıp.

Travma üstüne, travmalar geçirme sonucu artan panik ataklarım ve üzüntülerim vardı. Bunca acı nasıl geçecekti bilmiyordum. Ama yaşanılanları düşününce halime şükretmiştim. O gün dönmeseydim küçük çaplı da olsa ben de yaşayacaktım. Kimseyi tanımadığım şehirde, bilmediğim bir yerde, yalnız başıma bu şiddetli depreme yakalanacaktım. Kim bilir nasıl dönecektim?

Ama dönmüş olsam da kendimi güvende hissetmiyordum. Bu ülkede güven en büyük sorunumuzdur. Ve sanırım bu asla düzelmeyecek. Asla hiç bir zaman güvende olmayacağız. Bu dünyada sadece güçlüler kazanacak.


1 Şubat 2026 Pazar

Dünyanın en kıymetli şeyi sağlık. Her hasta olduğumuzda hatırlayıp, iyileşince unuttuğumuz. 

İnsanoğlu kendine bile nankör iken başkalarına nasıl sadık olabilir dedirten!  

Sözde en çok kendimizi severiz ama kendimizi hep salarız. Sigarayı bırakmaz, uykumuza dikkat etmez, beslenmemizi düzeltmeyiz. Sonra da söyleniriz.  Hatta en önemlisi içimizden korku , endişe ve stresi uzaklaştırmayız. İnsanı en çok tüketen onlar iken, hep endişeliyiz. Yaşama endişesi, geçinme endişesi ve daha bir çok şeyin endişesi. Bunlar bizi içten tüketen hastalıklar. Sağlıkla , zihin ayrılmaz ikilidir. Bunu hep unuturuz. Beden ve ruh ayrılmaz ikili.

İçinde huzur yoksa, dışın da nasıl olsun ki?

28 Ocak 2026 Çarşamba

RUTİN.

Her gece ciddi kararlar alıyorum. Bunların üstüne uzun saatler düşünüyorum.  Tabi düşünürken konudan konuya atlıyorum , oradan falanca kişinin yaptıkları geliyor aklıma. Sonra mahalledeki hız kesicilerin hiç bir işe yaramaması, ezilen kediler. Ardından hayvanlara yapılan zalimlikler, ardından çocuklara yapılan pislikler, hop sonra ülkenin durumu, işsizlik, artan zamlar, kadın cinayetleri. Erkeklerin kadınların üstünde kurmaya çalıştığı baskı, güç gösterisi, egosu, narsist kişiliği. Derken neden yalnız olduğumu hatırlıyorum. Erkek egemen toplumda feminist olmak falan.. Çok derin konular, girince çıkamıyorsun. O sırada aldığım kararları unutuyorum. Kötü şeyler düşünmeyeceğim, önce kendimi planlamam derken bir bakmışım, yine dağılmış konular, yine etrafta dönen kötülüklere girmişim. Dünyanın bu hali ne olacak, gidişat hiç iyi değil derken bir bakmışım ezan okunuyor. Neyse daha hava aydınlanmadı, saat uygulaması da sıkıntı ülkede. İnsanlar karanlıkta okula, işe gidiyor, güne başlıyorsun ama hala gece. Neyse ne diyordum evet bu gece erken uyuyacağım ama hava aydınlanmasa da sabah oldu. Gitti yine düzenli hayat başlangıcı. Sorun yok yarın başlarım. 


26 Ocak 2026 Pazartesi

O

Sevdiklerinden ayrıldığında (kaybettiğinde) bir süre yas tutar insan. İyi, kötü her insanda. çünkü onu, onları sevmişsindir. Zamanını vermişsindir. Uzun olmasa da yası hak ederler. Kendine saygındır bu en basiti.. İnsansın neticede, duyguların var. 

Ama bazı yaslar, hiç bir zaman bitmez. İçinde, gizli saklı bir yerinde kalır. Arada anımsarsın, küçük hüzünlenirsin, belki büyük. Ağlarsın.. Bazen gülümsersin. Bir cümle, bir ses anımsatır. Havada duyduğun bir koku.. Kimi zaman bir şarkı.. Sonra onu, o gizli yere saklar, hayatına devam edersin. Bazı sevilenlerin yası hiç bitmez, sadece saklanır, onu gün yüzüne çıkaracak bir an için durur yerinde.

Onu senden kimse alamaz.  O senden asla gitmez.